Lumia 800, Window Phone 7.5 ve Akıllı Telefon Maceram

Uzun zamandır anlamsız bir yoğunluktayım. Üzerimde olan birçok işin hata düzeltme kısmında olduğumdan dolayı belki de ortaya bir ürün yok gibi görünmekte. Neyse geçtiğimiz ay Amerika’dan gelen bir arkadaşım sayesinde Nokia Lumia 800’ü edinme fırsatım oldu ve bununla ilgili kısa da olsa yazmak istedim.

Bilen bilir “Apple Fan Boy” olarak bilinen, hatta bazen iAlper olarak da çağrılan benim kullandığım tek telefon iPhone olmadı. iPhone’a bu kadar kendimi kaptırmadan önce birçok telefonu kullandım. Hatta kısa bir geçmişe de gitsek iyi olabilir.

98 yılında ilk telefonum Motorola Startec idi, formuna bayılmıştı ve bu nedenle Telsim hat bile almak zorunda kalmıştım. Sonrasında Nokia kullansam da en son Sony Ericsson ile devam kararı aldım ve uzun yıllar böyle gitti. Arada tezimden dolayı Windows Mobile kullansam da telefon olarak kullanmayı hiç istemedim. Telefonda bir Windows bana hiç mantıklı gelmemişti. Düşünsenize konuşmanızın ortasında mavi ekran 😛 Neyse işin geyik kısmını geçersek bir süre “Basmatik” PDA ve telefonlar vardı ve ben bunlara hep hayır dedim. Sonrasında olan oldu ve Steve Amca iPhone’u tanıttı. iPhone çıkışından 9-10 ay sonra Amerika’dan getirtme imkanım oldu ve o andan sonra artık iPhone’a bayılmıştım. 2009 yılında askere gidene kadar en uzun kullandığım telefon (1.5 sene) iPhone oldu. iPhone öncesi telefon değiştirme periodum 6 aydı. Askerlik sonrası iPhone’umu kardeşime kaptırdığımdan kendime yeni bir iPhone alayım derken biraz bekleyeyim de yenisini alırım diyerek erteledim ve bu arada Nokia 5800’ı bir süre kullandım ve gerçekten Symbian’dan nefret etme derecesine geldim. Bir telefon geek bir insan için bile bu kadar zor olamazdı. GMail üstünden kontak listemi senkronize etmek bu kadar zor olamazdı diye düşünmedim değil. Sonrasında Google’ın hediye Nexus One ile Android günlerim başladı. 8 ay kadar Android kullandım ve bu period’da gene aklımda hep iPhone vardı. Bu arada iPhone 4 çıkmıştı ama ekonomik nedenlerden dolayı edinemiyordum 🙂

Sonrasında iPhone 3GS edinme imkanım oldu ve tekrar iOS’a geri döndüm. İlk dediğim şey “Ohhh be” olmuştur sanırım 🙂 Gerçekten o kadar Akıllı telefondan sonra hem uygulamaların hem de telefonun arayüzünün rahatlığı beni tekrar mest etmişti. Aradan aylar geçti ve merakla beklediğim başka bir Mobil İşletim Sistemi olan WebOS’a sahip Palm Pre 2 telefonum HP’den hediye olarak geldi. Web OS developer olarak işletim sistemi güzel olsa da gerek telefonun tasarımı gerekse uygulamaların eksikliği ve arayüz sorunları nedeniyle Palm Pre 2’yi sadece 2 gün kullanabildim. Bu senenin başında artık iPhone 4S çıkmış ve ben de bir adet edinmiştim. 4S sonrası iOS’un gerçekten iyi yol aldığını gördüm. Gereksiz detaylardansa kullanıcı arayüzüne ve kullanılabilirliğe sonuna kadar destek vermek Apple için neredeyse olmazsa olmazdı. Hız ve ekran kalitesini yanında diğer telefonlarda olmayan uygulama çeşitliliği iPhone 4S’in niye bu kadar başarılı olduğunun bir ispatıydı. Aşağıda mobil geliştirme ortamı için elimde bulunan mobil cihazların bir resmine de ulaşabilirsiniz.

Mobil Geliştirme Ortamım

Neyse iPhone 4S’in gelişinden 1 ay sonra da Nokia Lumia 800’e kavuştum ve hemen kullanmaya başladım. İlk izlenimlerin neredeyse iPhone kadar kolay bir işletim sistemi olmasıydı Windows Phone 7.5’in. Neredeyse diyorum çünkü basitleştirme işlemini Microsoft biraz fazla abartmış ve detaylar yok denecek kadar eksik. Arayüz konusunda ise muhteşem iş çıkardıklarını düşünüyorum. Özellikle Windows 8’de de çok fazla kendinden söz ettiren Metro UI gerçekten farklı bir deneyim sunuyor insana. Gelecekte daha da farklı kullanımlarının olacağını düşündüğüm arayüz gerçekten beni şaşırttı. Zira iOS sonrası bu kadar rahat kullandığım tek arayüzdü diyebilirim. Bence Android’in bundan biraz ders çıkartması gerek diye düşünmekteyim.

Aslında uygulamalar konusunda konuşmak için çok erken zira henüz 50 Bin civarında olduğu söylenen uygulamalar ne iOS ne de Android gibi çeşitli. Ama çıkan uygulamaların bir çoğu gerçekten iyi bir deneyim sunmakta. Örneğin neredeyse her ortamda (Blackberry hariç) kullandığım Foursquare uygulaması hiç bu kadar keyif vermemişti. Metro arayüzü gerçekten uygulamaya iyi entegre edilmiş ve kullanılmıştı. Ama yukarıda da bahsettiğim gibi bazı detaylara yer verilmemişti. Ayrıca Nokia Drive uygulaması ile ücretsiz olarak navigasyon yazılımına ulaşabiliyorsunuz ki bu güzel bir özellik. Neredeyse tüm dünyanın haritalarını ücretsiz indirebiliyorsunuz.

Donanım konusunda ise Nokia kalitesini tartışmanın lüzumu bile olmadığını düşünüyorum. Ayrıca Nokia kullanıcıları düşünerek kutunun içine telefonu korumak amacıyla plastik bir de kılıf koymuş. Hız olarak ise gayet hızlı bir cihaz olduğunu düşünüyorum, gerçi başka bir Windows Phone telefon kullanmadığım için bu kıyas ne kadar mantıklı gelir bilemiyorum tabi 🙂

Sonuç ne diye soruyorsanız, 2 gün Nokia Lumia 800’i kullandıktan sonra uygulamalarda istediğim çeşitliliği, kullanılabilirliği yakalayamadığım ve iOS üzerinde geliştirme yaptığım için iPhone 4S’e tekrar geri döndüm. Ama şu ana kadar iOS’a en yakın bulduğum ve kullanabilirim dediğim cihaz Lumia 800 oldu. Ayrıca vakit bulduğum bir anda geliştirme ortamı olarak de Windows Phone’u test etmek istiyorum.

Eğer Nokia ve Microsoft, Türkiye pazarını hor görmeyi bırakıp telefonlarının satışını ülkemizde de yaparlarsa masalarda iPhone ile beraber Lumia’ları da aksesuar olarak göreceğimizi düşünmekteyim 🙂

One comment

Comments are closed.